ASO BAŞKANI ARDIÇ:
“SAVAŞ ARTIK SADECE SINIR HATTINI DEĞİL, ÜRETİM BANTLARINI DA TİTRETEN BİR DALGAYA DÖNÜŞMÜŞTÜR”
“TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİİNDE KÜRESEL ÖLÇEKTE BİR ÜRETİM GÜCÜNE DÖNÜŞMEKTEDİR”
“SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME, TÜKETİMDEN DEĞİL, ÜRETİMDEN GEÇMEKTEDİR”
Ankara Sanayi Odası (ASO) Mart Ayı Meclis Toplantısı, ASO Meclis Başkanı Celal Koloğlu başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıya Yönetim Kurulunda Kadın Derneği yöneticileri ile Derneğin mentorları, Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı ve Akkök Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Dördüncü de katıldı.
Toplantının açılışında konuşan ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, küresel gelişmelerin ekonomi ve sanayi üzerindeki etkilerine değindi, sanayicilerin sorun ve çözüm önerilerini aktardı.
Dünya ekonomisinin artık yalnızca ekonomik dinamiklerle değil, jeopolitik gelişmelerle şekillendiğini vurgulayan Başkan Ardıç, şunları söyledi:
“Her ay Meclis toplantımızda sanayicilerimiz ve iş dünyamız için umut veren, üretimi ve yatırımı önceleyen bir gündemi konuşma arzusuyla huzurlarınıza çıkıyorum. Ancak üzülerek söylemeliyim ki son dönemlerde dünya ekonomisinin gündemini üretim, ticaret ve büyüme değil; artan jeopolitik gerilimler ve çatışmalar belirliyor. Bugün dünya ekonomisinin kaderi artık yalnızca rakamlarla yazılmıyor; çatışma süreçleriyle ve çoğu zaman akıl ve diplomasinin uzağında alınan kararların yarattığı belirsizliklerle yazılıyor. Küresel ekonomi artık sadece piyasaların değil, fay hatlarının da diliyle konuşuyor.”
ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan, Körfez ülkelerine de yayılan yeni bir çatışma sarmalıyla karşı karşıya olunduğunu ifade eden Başkan Ardıç, bu sürecin yalnızca bölgesel güvenliği değil, enerji arz güvenliğini, ticaret yollarını ve küresel ekonomik dengeleri de sarstığını belirterek şunları söyledi:
“Enerji fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, küresel enflasyon baskısını yeniden artırabilecek bir gelişmedir. Bu durum merkez bankalarının para politikalarını daha da karmaşık hale getirirken, sanayi açısından bakıldığında savaşların ekonomik karşılığı; daha pahalı enerji, daha pahalı lojistik, daha yüksek sigorta giderleridir. Bu da daha temkinli yatırım kararları ve daha zor bir dış ticaret iklimi demektir. Savaş artık sadece sınır hattını değil, üretim bantlarını da titreten bir dalgaya dönüşmüştür.”
Türkiye açısından bu gelişmelerin iki yönlü değerlendirilmesi gerektiğini belirten Başkan Ardıç, “Enerji ithalatçısı bir ülke olarak petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki her yükseliş; cari denge, enflasyon ve üretim maliyetlerimiz üzerinde baskı oluşturmaktadır. Biz sanayiciler için enerji faturası yalnızca bir maliyet kalemi değil, rekabet gücümüzü doğrudan etkileyen stratejik bir değişkendir. Özellikle ihracat pazarlarında talebin yavaşladığı, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde enerji kaynaklı yeni şoklar, üretim planlamasını daha da zorlaştırmaktadır” dedi.
“CEPHE DEDİĞİMİZ YERİ BİR UCU SINIRDA, DİĞER UCU ÜRETİM VE TEKNOLOJİ ÜSLERİNDEDİR”
İkinci yönün ise stratejik zorunluluk olduğunu belirten Başkan Ardıç, şöyle devam etti.
“Son dönemde yaşanan gelişmeler bize çok açık bir gerçeği yeniden göstermektedir: Güçlü savunma sanayii bir zorunluluktur. Savunma sanayii yalnızca güvenliğimizin değil, aynı zamanda ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızın da en güçlü taşıyıcısıdır.
Ama çağımızda yurdu korumak yalnızca silahaltında bir kuvvete sahip olmakla değil, o kuvveti çağın gereklerine göre besleyen teknolojiye, üretim gücüne, veri kapasitesine ve stratejik akla sahip olmakla mümkündür. Bugün güçlü savunma sadece sınırda değil; fabrikada başlar. Ar-Ge Merkezlerinde, laboratuvarlarda, tersanelerde, uydu sistemlerinde, yazılım altyapısında ve siber alanda inşa edilir. Bugün cephe dediğimiz yerin bir ucu sınırda, diğer ucu üretim ve teknoloji üslerindedir. Artık mesele yalnızca bir orduya sahip olmak değil; kendi uçağını, kendi İHA’sını, SİHA’sını, hava savunma sistemini, radarını, elektronik harp kabiliyetini, roketini, füzesini, yazılımını ve kritik bileşenlerini geliştirebilen bağımsız bir savunma ekosistemi kurmaktır. Ordusu olmayanın yurdu olmaz. Ama şunu da unutmayalım: Savunma teknolojisinde bağımsız olmayanın geleceği olmaz.”
“TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİİNDE KÜRESEL ÖLÇEKTE BİR ÜRETİM GÜCÜNE DÖNÜŞMEKTEDİR”
Türkiye’nin savunma sanayiinde yakaladığı başarıya da değinen Ardıç, “Ülkemizin son yıllarda savunma sanayiinde yerli ve milli teknolojilerle yakaladığı ivme, bu alandaki kararlılığımızın en somut göstergesidir. Bugün Türkiye, savunma sanayiinde yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke değil; geliştirdiği teknolojilerle küresel ölçekte söz sahibi olan bir üretim gücüne dönüşmektedir” dedi.
Bu başarıda emeği geçenlere teşekkür eden Başkan Ardıç, “Bu başarıda ortaya koyduğu güçlü vizyon ve kararlılık için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a; süreci sanayi politikalarıyla destekleyen Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır’a; savunma ekosistemimizi stratejik bir perspektifle yönlendiren Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanımız Sayın Haluk Görgün’e; dünyanın en büyük savunma sanayi firmaları listesinde her geçen yıl yükselen vakıf şirketlerimize ve özel sektörümüzün tüm paydaşlarına şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
Üretim gücü zayıf olan, kritik teknolojilerde dışa bağımlı kalan, enerji ve lojistik şoklarına karşı hazırlıksız yakalanan ekonomilerin ayakta kalmasının giderek zorlaştığını belirten Başkan Ardıç, “Bu nedenle savunma sanayiinde yakaladığımız ivmeyi daha geniş bir sanayi dönüşümüne yaymalı, kritik teknolojilerde derinleşmeli, yerli üretim kabiliyetini artırmalı ve sanayimizi küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale getirmeliyiz. Çünkü artık güçlü ülke olmanın yolu, sadece sınırı korumaktan değil, üretim omurgasını da çelikleştirmekten geçiyor” diye konuştu.
“ENFLASYONLA MÜCADELENİN YOLU ÜRETİMİ, SANAYİYİ, TARIMI, VERİMLİLİĞİ MERKEZE ALAN BÜYÜME ANLAYIŞINDAN GEÇMEKTEDİR”
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ardıç, büyüme verilerinin niteliğine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“2025 yılında Türkiye ekonomisi beklentilere paralel olarak yüzde 3,6 büyümüştür. Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken husus, büyümenin hızı değil, niteliğidir. Tarım sektörü yüzde 8,8 daralırken, sanayi yüzde 2,9 ile manşet büyümenin altında kalmıştır. Daha da önemlisi, son beş yılda sanayinin milli gelir içindeki payı yüzde 26,1’den yüzde 18’e gerilemiştir. Yani sanayinin payı 2021’den bu yana 8 puanın üzerinde daralmıştır. Bu tablo, üretim kapasitesinin güç kazanmadığını, aksine arz tarafındaki zayıflamanın giderek derinleştiğini ortaya koymaktadır” değerlendirmesinde bulundu.
Başkan Ardıç, üretim odaklı büyümenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Arz kapasitesinin yeterince güçlendirilemediği bir ekonomide, makroekonomik dengelenmenin kalıcı biçimde sağlanması da, enflasyonla etkili ve gerçekçi bir mücadele yürütülmesi de mümkün değildir. Tarım zayıflıyor, sanayi istenen ölçüde büyümüyor ve üretim kapasitesi yeterince genişlemiyorsa, yalnızca talebi baskılayarak kalıcı fiyat istikrarı sağlanamaz. Gerçekçi ve sürdürülebilir bir enflasyonla mücadelenin yolu; üretimi, sanayiyi, tarımı ve verimliliği merkeze alan bir büyüme anlayışından geçmektedir.”
“TARIM ZAYIFLARSA SADECE TARLADAKİ ÜRÜN EKSİLMEZ, SOFRADAKİ DENGE DE BOZULUR”
Yıllık enflasyondaki artışta gıda grubunun belirleyici rol oynadığına dikkat çeken Başkan Ardıç, tarım sektörüne ilişkin değerlendirmelerinde de bulundu ve yapısal sorunlara dikkat çekerek şunları söyledi:
“Tarım sektörümüz uzun süredir yüksek girdi maliyetleri, düşük verimlilik, plansız üretim ve tedarik zincirindeki aksaklıklar gibi yapısal sorunlarla karşı karşıyadır. Bunun üzerine Körfez’deki savaşla birlikte özellikle gübre ve diğer tarımsal ara girdilerin tedariki zorlaşırken maliyetler daha da artacaktır. 2025’te tarımsal üretim hacmimiz bir önceki yıla göre yüzde 10,6 daralmış, üretim düzeyi 2018’den bu yana en düşük seviyesine gerilemiştir. Bu durum, gıda enflasyonu ve fiyat istikrarı açısından da önemli bir risk alanı oluşturmaktadır. Tarım zayıfladığında sadece tarladaki ürün eksilmez; sofradaki denge de bozulur.”
Tarımda planlı üretimin önemine vurgu yapan Başkan Ardıç, “Sözleşmeli tarım modelinin yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum. Bu model, arz güvenliğini güçlendirecek ve fiyat istikrarına katkı sağlayacaktır” dedi.
“SUYU SADECE TÜKETİYORUZ, YETERİNCE DEĞERE DÖNÜŞTÜREMİYORUZ”
Su verimliliği konusuna da dikkat çeken Ardıç, yıllık su tüketiminin yüzde 77’sinin tarım sektöründe kullanıldığına dikkat çekerek, verimli su kullanımının yaygınlaştırılması ve desteklenmesinin kritik önemde olduğunu belirtti.
Tarımda bir metreküp su başına elde edilen ekonomik değerin Almanya’da 2,36 dolar, Çin’de 2,18 dolar, Fransa’da 2,17 dolar iken Türkiye’de 0,29 dolar seviyesinde kaldığını vurgulayan Başkan Ardıç, “Suyu sadece tüketiyoruz, yeterince değere dönüştüremiyoruz” dedi.
Resmi Gazete’de yayımlanan 2026-2035 Ulusal Su Planı’nın, su kaynaklarının daha verimli kullanılması adına önemli bir adım olduğunu vurgulayan Başkan Ardıç, Havza Bazlı Üretim ve Destekleme Modeli’nin de zorunlu ve etkin bir şekilde uygulanmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Bu modelin işlerlik kazanması; kaynakların doğru kullanımını, doğru ürünün doğru bölgede yetiştirilmesini ve tarımda verimliliğin artırılmasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Üretimde yaşanan zayıflamanın gıda arzını daralttığını, maliyet baskılarını artırdığını ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığını belirten Başkan Ardıç, “Arz tarafı zayıflayan, tarımı yapısal olarak güç kaybeden bir ekonomide enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu.
“SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME, TÜKETİMDEN DEĞİL, ÜRETİMDEN GEÇMEKTEDİR”
Sanayi üretimindeki gelişmelere değinen Ardıç, mevcut durumun dikkatle ele alınması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Sanayi üretim endeksi Ocak ayında hem aylık hem yıllık bazda geriledi. Daha da önemlisi, 11 ay sonra yeniden 100’ün altına düştü. İmalat sanayinde birçok temel sektörde üretim gücü kaybediliyor. Bu durum, sanayimizin ciddi bir zorlukla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Kur baskısıyla enflasyonu düşürmeye dayalı yaklaşım, enflasyonu istenilen seviyeye düşürmediği gibi sanayicimizin rekabet gücünü önemli ölçüde zayıflatmıştır. Verimliliği artıran yapısal reformlar ve sürdürülebilir ekonomi politikaları olmadan kalıcı toparlanma mümkün değildir. Üretimi ve yatırımı yeniden ayağa kaldıracak bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Çünkü Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi; tüketimden değil, üretimden geçmektedir. Türkiye ekonomisi büyüyor ama bu büyüme yeterince istihdam yaratmıyor. Bu durum sanayi tarafında maalesef daha belirgin. Ocak ayında ücretli çalışan sayısında sınırlı bir artış görülürken, sanayide istihdam kaybı devam ediyor. Sanayi sektöründe çalışan sayısı yıllık bazda yüzde 3,5 azaldı. Sanayide bir yıl içinde 174 bin kişi istihdamdan çıktı. Bu tablo bize çok net bir şey söylüyor: Sorun geçici değil, yapısal.”
“KADINLARIN EKONOMİDEKİ GÜCÜ ARTIRILMALI”
Kadınların üretim ve yönetimdeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ardıç, şu ifadeleri kullandı:
“Kadınların üretimde, yönetimde ve girişimcilikte daha güçlü şekilde yer alması; yalnızca toplumsal bir gereklilik değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın da temel şartlarından biridir. Ankara Sanayi Odası olarak biz de bu anlayışı sözde değil, uygulamada hayata geçirmeye büyük önem veriyoruz. Odamız personelinin yarısı kadınlardan oluşuyor. Daha da önemlisi, kadınların karar alma mekanizmalarında güçlü şekilde yer almasını öncelikli görüyoruz. Odamızda görev yapan 7 müdürümüzden 5’inin kadın olması, bu yaklaşımımızın somut bir göstergesidir.”
Başkan Ardıç, Yönetim Kurulunda
“BİRLİK VE DAYANIŞMAMIZI GÜÇLÜ TUTTUĞUMUZ SÜRECE ZORLUKLARI AŞARIZ”
Konuşmasının sonunda birlik ve dayanışma vurgusu yapan Ardıç, şu ifadelerle sözlerini tamamladı:
“Maalesef etrafımız ateş çemberi… Ama birlik, beraberlik ve dayanışmamızı güçlü tuttuğumuz sürece bu zorlukları da aşacağımızdan eminim. Bu coğrafyada ayakta kalmak, bazen rüzgâra karşı yürümeyi göze almaktır. Devletimizin sağduyulu ve dengeli yaklaşımıyla ülkemizin bu süreci en az zararla atlatacağına inanıyorum. Savaşların sona erdiği, barış ve huzurun hâkim olduğu bir dünya diliyorum.”
YÖNETİM KURULUNDA KADIN DERNEĞİ SUNUM YAPTI
ASO Meclis Toplantısı, Yönetim Kurulunda Kadın Derneği Eş Başkanı, Forbes Kurucu Ortağı Ayşe Burçak Güven, Derneğin mentorları Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı ile Akkök Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Dördüncü ve Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Ayşin Işıkgece’nin, yönetim kademelerinde ve karar mekanizmalarında kadınların yer almasının, kurumsal başarıyı artırmasına, ekonomik ve toplumsal gelişmeye katkılarına ilişkin sunumlarıyla devam etti.
Dernek Eş Başkanı ve Forbes Kurucu Ortağı Ayşe Burçak Güven, “Çok zor bir dönemden geçiyoruz. Sadece Türkiye olarak değil, bölge olarak, dünya olarak gerçekten çok yeni ve karışık, kaotik zorluklarımız var. Bu zorluklarla başa çıkmak için mümkün olan tüm yeteneğe, tüm bilgiye ve akla ihtiyacımız var. Dolayısıyla biz kadınların varlığını bir çözüm desteği, sürdürülebilir kalkınmanın, büyümenin ve gelişmenin; sadece toplumsal değil, kurumsal olarak da önemli bir parçası olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Dernek Danışma Kurulu Üyesi, Mentoru ve Akkök Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Dördüncü ise konuşmasında, içinde bulunulan dönemin belirsizliklerle şekillendiğine dikkat çekerek, şirket yönetiminde yönetim kurullarının rolünün her zamankinden daha kritik hale geldiğini belirtti. Dördüncü, “Eğer bir yönetim kurulu aynı nitelikte kişilerden oluşuyorsa, ortaya çıkacak zenginlik ve değişim sınırlı olacaktır. Bu nedenle yönetim kurullarını mümkün olduğunca çeşitli hale getirmek gerekiyor. Bu noktada en önemli potansiyellerden biri de kadınlardır” dedi.
Yönetim Kurulunda Kadın Derneği Mentoru ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı da, Ankara Sanayi Odası’na ev sahipliği için teşekkür ederek, programda yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Tosyalı, “İş hayatımız boyunca yönetim kurullarında edindiğimiz deneyimleri, beklentilerimizi açık bir şekilde paylaşıyoruz. Örneğin, bir kriz durumu karşısında yönetim kuruluna nasıl sunum yapılması gerektiği gibi konular üzerinde birlikte çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.