ASO BAŞKANI SEYİT ARDIÇ’TAN AB BÜYÜKELÇİLERİNE:
“GÜMRÜK BİRLİĞİ GÜNCELLENMELİ, VİZE SORUNU ÇÖZÜLMELİ”
ASO, TÜRKİYE’NİN İLK SIFIR ATIK OSB’SİNİ KURMAK İÇİN HAREKETE GEÇTİ
Ankara Sanayi Odası’nın yabancı misyon temsilcileri ile iş dünyasını buluşturan Geleneksel Büyükelçilikler Resepsiyonu’nun 15’incisi Etnografya Müzesi’nde gerçekleştirildi. ASO Başkanı Seyit Ardıç, Ankara’nın üretim ve teknoloji birikimini uluslararası iş birlikleriyle daha ileriye taşımayı hedeflediklerini belirterek Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve iş dünyasının vize sorununun çözülmesi için Avrupa Birliği büyükelçilerine çağrıda bulundu. Başkan Ardıç, yaklaşık 5 milyon metrekarelik alanda 250 firmaya ev sahipliği yapması planlanan Türkiye’nin ilk Sıfır Atık Organize Sanayi Bölgesi’ni kurmak için harekete geçtiklerini de ilk kez açıkladı.
Ankara Sanayi Odası’nın (ASO) bu yıl 15’incisini düzenlediği Geleneksel Büyükelçilikler Resepsiyonu Etnografya Müzesi’nin tarihî atmosferinde gerçekleştirildi. Resepsiyona; TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Bakan Yardımcıları, milletvekilleri, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, rektörler, siyasi partilerin temsilcileri, 100’den fazla ülkeden 200’e yakın büyükelçi ve diplomatik misyon temsilcisi, ASO Meclis ve Komite Üyeleri, kamu, uluslararası kuruluşlar, sivil toplum ve iş dünyasının önde gelen isimleri katıldı.
Programın açılışında konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, Geleneksel Büyükelçilikler Resepsiyonu’nun iş dünyası ile diplomatik misyonlar arasındaki diyaloğu derinleştiren, karşılıklı güveni pekiştiren ve yeni iş birliklerine zemin hazırlayan önemli bir uluslararası buluşma olduğunu söyledi.
“KALICI ORTAKLIKLAR GÜVENLE BÜYÜYOR”
Ankara denildiğinde akla çoğu zaman siyaset, bürokrasi ve diplomasinin geldiğini belirten Başkan Ardıç, Başkentin dostlukları büyüten sıcak bir buluşma noktası olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
“Bugüne kadar düzenlediğimiz resepsiyonların yeni dostluklara ve değerli iş birliklerine kapı araladığını gördük. Başkanlık görevim süresince 50’ye yakın ülkenin büyükelçisiyle bir araya geldim. Kimi zaman biz büyükelçiliklerimizin kapısını çaldık, kimi zaman büyükelçilerimizi Odamızda ağırladık. Ticaret, yatırım, ortak projeler ve firmalarımızın karşılıklı pazarlara erişim imkânlarını ele aldık.
Her defasında gördük ki ekonomi ve ticaret rakamlarla başlasa da kalıcı ortaklıklar karşılıklı güven ve yüz yüze kurulan ilişkilerle büyüyor. Büyükelçiliklerimizin katkısıyla iş dünyamızın girişim gücünün buluşması, ülkelerimiz arasındaki ekonomik bağları daha da güçlendirecek ve ortak refahımızı büyütecektir.”
“TÜRKİYE, KÜRESEL EKONOMİNİN STRATEJİK ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİDİR”
Küresel ekonominin dönemsel dalgalanmaların ötesinde derin ve yapısal bir dönüşümden geçtiğini ifade eden Başkan Ardıç, ekonomik kararlarda maliyet ve verimliliğin yanında jeopolitik güvenlik, tedarik sürekliliği, siyasi öngörülebilirlik ve stratejik bağımlılıkların azaltılmasının da belirleyici hâle geldiğini söyledi.
Başkan Ardıç, Türkiye’nin bu dönüşüm içerisinde taşıdığı potansiyele ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika’nın kesişiminde bulunan Türkiye; coğrafi konumu, ekonomik kapasitesi ve siyasi ağırlığıyla yeni küresel düzende farklı güç merkezleri arasında özel bir konuma sahiptir. Avrupa’nın üretim ve ticaret sistemiyle uzun yıllara dayanan entegrasyonumuz, Orta Asya’nın enerji ve hammadde kaynaklarına yakınlığımız, Türk dünyasıyla derinleşen bağlarımız, Orta Doğu pazarlarına erişimimiz ve Güney Asya’ya uzanan bağlantılarımız ülkemize geniş bir ekonomik hareket alanı sağlamaktadır.
Çin ve Orta Asya’yı Avrupa’ya bağlayan Orta Koridor ile Basra Körfezi’nden Avrupa’ya uzanacak Kalkınma Yolu’nun Türkiye’de kesişmesi, ülkemizi ticaret ve lojistik ağlarının doğal merkezlerinden biri hâline getirmektedir. Ancak Türkiye’nin potansiyeli transit geçiş üstünlüğünden ibaret değildir. Gelişmiş sanayi altyapımız, geniş üretim kapasitemiz, Avrupa pazarına yakınlığımız, güçlü lojistik ağımız, savunma sanayiinde ulaştığımız teknoloji seviyesi ve yetişmiş insan kaynağımızla Türkiye, önemli bir üretim, yatırım ve yenilik merkezidir.”
“GÜMRÜK BİRLİĞİ GÜNCELLENMELİ, VİZE SORUNU ÇÖZÜLMELİ”
Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısıyla Avrupa açısından stratejik bir üretim ortağı olduğunu belirten Başkan Ardıç, “Ülkemiz, Avrupa Birliği’nin beşinci büyük ticaret ortağıdır. Karşılıklı mal ticaretimizin 250 milyar dolara ulaşması, üretim ve tedarik zincirlerimiz arasındaki güçlü bağları göstermektedir” dedi. Başkan Ardıç, şöyle devam etti:
“Her platformda dile getirdiğimiz ancak ne yazık ki somut bir ilerleme sağlayamadığımız iki başlığı bir kez daha vurgulamak istiyorum: Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve iş dünyamızın vize sorununun çözüme kavuşturulması.
30 yılı geride bırakan Gümrük Birliği’nin günümüz ticaretinin ihtiyaçlarına göre güncellenmesi, Türkiye kadar Avrupa Birliği’nin de yararınadır. Vize süreçleri ise iş dünyamızın önündeki en büyük engellerden biri hâline gelmiştir. Fuarların, yatırım görüşmelerinin ve ticari anlaşmaların takvimi uzun vize randevularını beklemiyor. Hatta randevu alınsa dahi vizenin çıkıp çıkmayacağı belli olmuyor. Avrupa ile böylesine güçlü ekonomik bağlara sahip sanayicilerimizin iş seyahatlerini planlayamaması, karşılıklı ticaretimizin ulaştığı düzeyle bağdaşmıyor.
Sayın Avrupa Birliği Büyükelçileri, artık bu iki başlıkta somut adımlar atılması için güçlü desteğinizi bekliyoruz.”
ASO’nun vize sorununun aşılması için sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Başkan Ardıç, Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği ile imzalanan vize protokolünü örnek gösterdi:
“Ticari vize süreçlerini hızlandıran ve kolaylaştıran protokolün hayata geçmesinde sağladığı katkılardan dolayı Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Sayın Isabelle Dumont’a teşekkür ediyorum. Ülkelerimiz arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin güçlenmesi için benzer protokolleri diğer büyükelçiliklerle de hayata geçirmeye hazırız.”
“NATO LİDERLER ZİRVESİ’NİN ANKARA’DA GERÇEKLEŞTİRİLMESİ, ÜLKEMİZİN STRATEJİK AĞIRLIĞININ GÜÇLÜ BİR GÖSTERGESİ OLDU”
Türkiye’nin çok boyutlu dış politika yaklaşımına ve Ankara’nın artan stratejik önemine değinen Başkan Ardıç, şunları söyledi:
“Avrupa ile ekonomik ilişkilerimizi daha ileri bir düzeye taşımayı hedeflerken, ülkemiz dünyanın farklı bölgeleriyle de ekonomik bağlarını güçlendirmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ortaya konulan güçlü irade ve çok boyutlu dış politika yaklaşımı, Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’ın kararlı duruşu ve yoğun çalışmalarıyla ülkemiz, uluslararası meselelerde daha fazla inisiyatif alan, gerektiğinde arabuluculuk üstlenen ve stratejik önceliklerini kararlılıkla savunan önemli bir aktör hâline gelmiştir. Geçtiğimiz Temmuz ayında NATO Liderler Zirvesi'nin Ankara'da gerçekleştirilmesi, ülkemizin Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisindeki köklü konumunun ve stratejik ağırlığının güçlü bir göstergesi olmuştur.”
“ANKARA, YÜKSEK KATMA DEĞERLİ ÜRETİMİN ÖNCÜSÜDÜR”
NATO Zirvesinin Ankara için de ayrı bir anlam taşıdığını, Ankara’nın siyasi ve diplomatik karar merkezi olmasının yanında savunma sanayii, havacılık, ileri mühendislik ve nitelikli insan kaynağı birikimiyle Türkiye’nin önde gelen üretim ve teknoloji merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Ardıç, şöyle devam etti:
“15 organize sanayi bölgesi, 168 Ar-Ge merkezi, 39 tasarım merkezi, 14 teknopark, 11 teknoloji geliştirme merkezi ve 22 üniversitesiyle Ankara; sanayi üretimini üniversite, araştırma ve teknoloji altyapısıyla güçlü biçimde bütünleştiren şehirlerimizin başında geliyor.
Bu güçlü ekosistem ihracatımıza da yansıyor. Ankara’nın yıllık ihracatı yaklaşık 20 milyar dolara ulaştı. Yüksek teknolojili ürünlerin Ankara ihracatı içerisindeki payı yüzde 13 seviyesine yükseldi. Bu oran ülkemiz ortalamasının üç katından fazladır.
Ankara’mızı diğer sanayi merkezlerinden farklılaştıran temel unsur, ihracatının hacmi kadar ürettiği ürünlerin teknoloji düzeyidir. Savunma ve havacılıktan yazılıma, sağlık teknolojilerinden ileri malzemelere, elektronik sistemlerden makine ve üretim teknolojilerine kadar geniş bir alanda Başkentimiz, yüksek katma değerli üretimin öncüsüdür.”
“TOP 100’E GİREN BEŞ ŞİRKETİMİZİN TAMAMI ANKARA MERKEZLİ”
Ankara’nın savunma sanayiindeki başarısına da değinen Başkan Ardıç, dünyanın en büyük savunma şirketlerinin sıralandığı Defense News “Top 100” listesine Türkiye’den giren beş şirketin tamamının Ankara merkezli ve ASO üyesi olduğuna dikkat çekti.
Başkan Ardıç, “Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığımızın öncülüğünde her geçen gün güçlenen savunma sanayimizden ‘Top 100’ listesine giren beş şirketimizin tamamı Ankara merkezli ve Odamız üyesidir. Bu şirketlerimizin arkasında, savunma sanayiimize tedarik sağlayan Odamız üyesi 2 bin 500 sanayicimizin de bulunduğu çok güçlü bir ekosistem vardır” dedi.
Yurt dışı müteahhitlik sektöründe de Ankara’nın öncü rol üstlendiğini belirten Başkan Ardıç, dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması arasına Türkiye’den giren 48 şirketin 22’sinin Ankara merkezli olduğunu vurguladı. Başkan Ardıç, Ankara’nın köklü müteahhitlik birikimi, mühendislik kabiliyeti ve nitelikli insan kaynağıyla Türk iş dünyasının küresel başarılarında öncü rol oynadığını söyledi.
ASO’NUN VİZYON PROJELERİ
ASO’nun Ankara’nın üretim ve yenilikçilik birikimini daha yüksek katma değere, istihdama ve ihracata dönüştürecek projeler üzerinde çalıştığını belirten Başkan Ardıç, ASO Teknoloji Üssü ile ASO Serbest Bölgesi hakkında da bilgi verdi:
“Temelli Sanayi Havzası’nda kurmayı planladığımız ASO Teknoloji Üssü, 440 bin metrekaresi kapalı olmak üzere 1 milyon metrekarelik alanda konuşlanacak. Sekiz yüzden fazla firmaya ev sahipliği yapacak Teknoloji Üssü’nün 18 bin nitelikli istihdam oluşturmasını ve Ankara’nın yıllık ihracatına 1,5 milyar dolar katkı sağlamasını öngörüyoruz.
Aynı bölgede Odamıza ait 4,2 milyon metrekarelik alanda kurmayı planladığımız ASO Serbest Bölgesi ise 200’ün üzerinde yerli ve yabancı firmayla 40 bin kişiye istihdam sağlayacak ve ihracatımıza yaklaşık 4 milyar dolarlık katkı sunacak. Bu projeleri, uluslararası yatırımcılar ile Başkentimizin sanayisini buluşturacak yeni ortaklık merkezleri olarak görüyoruz.”
ASO, TÜRKİYE’NİN İLK SIFIR ATIK OSB’SİNİ KURACAK
Konuşmasında yeni bir projeyi de ilk kez açıklayan ASO Başkanı Ardıç, Türkiye’nin ilk Sıfır Atık Organize Sanayi Bölgesi’ni kurmak için çalışmalara başladıklarını söyledi.
Ardıç, projeye ilişkin şu bilgileri verdi:
“Bu akşam bizleri çok heyecanlandıran yeni bir projemizi ilk kez paylaşmak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın eşi Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık hareketini sanayimizin merkezine taşıyarak Türkiye’nin ilk Sıfır Atık Organize Sanayi Bölgesi’ni kurmak için harekete geçiyoruz.
Yaklaşık 5 milyon metrekarelik alanda kurulacak ve 250 civarında firmaya ev sahipliği yapacak ASO Döngüsel Sanayi ve Sıfır Atık OSB’de bir işletmenin firesi, atık ısısı ve suyu başka bir işletmenin girdisine dönüşecek; kaynaklar bölge ölçeğinde verimli biçimde yönetilecek.
Endüstriyel simbiyoz, kaynak verimliliği, Sıfır Atık ve Yeşil OSB ilkelerine dayanacak bu modeli bir çevre projesinin ötesinde; ihracat pazarlarımızı koruyacak, kaynak güvenliğimizi güçlendirecek ve yeşil finansmana erişimi destekleyecek bir sanayi rekabet altyapısı olarak görüyoruz. Bu projelerimizi, yerli ve yabancı yatırımcılarla Başkentimizin sanayisini buluşturacak yeni ortaklık merkezleri olarak görüyoruz” dedi.
BAŞKAN ARDIÇ’TAN BARIŞ MESAJI
Konuşmasının sonunda Gazze’de yaşanan insani drama ve Türkiye’nin çevresindeki savaşlara değinen Ardıç, uluslararası toplumu sorumluluk üstlenmeye çağırdı:
“Gazze bugün uluslararası hukukun, insan haklarının ve dünya vicdanının sınandığı yerdir. Uluslararası toplum; sivillerin korunması, insani yardımın kesintisiz ulaştırılması ve adil, kalıcı bir barışın sağlanması için sorumluluk üstlenmelidir. Çünkü gerçek barış, Gazze’deki çocukların gökyüzüne korkuyla değil umutla baktığı ve uçurtmalarını özgürce uçurabildiği gündür.
Ülkemizin kuzeyinde de güneyinde de, yakın coğrafyamızın dört bir yanında yıllardır süren savaşların acısını yaşıyoruz. Şehirler yıkılıyor, insanlar yurtlarından koparılıyor, çocuklar hayattan ve geleceklerinden mahrum bırakılıyor. Biz savaş istemiyoruz. Biz; silahların sustuğu, çocukların korkuyla değil umutla büyüdüğü, herkesin güven, huzur ve refah içerisinde yaşadığı bir coğrafya istiyoruz. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesi, bugün insanlığın en fazla ihtiyaç duyduğu evrensel bir çağrıdır. Diplomasinin sorumluluğu da çatışmalar derinleşmeden diyaloğu, yıkım büyümeden uzlaşmayı, güçlünün hukuku karşısında hukukun gücünü hâkim kılmaktır. Savaşların son bulduğu, acının ve gözyaşının yerini barışın, umudun ve ortak refahın aldığı bir gelecek diliyorum.”
“DİPLOMASİ VE İŞ DÜNYASI AYNI MASADA BULUŞUYOR”
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da ASO’nun Türk sanayisini yüksek teknolojiye ve yeşil dönüşümüne taşıyan öncü kurumlar arasında yer aldığını belirterek, Geleneksel Büyükelçilikler Resepsiyonu’nun diplomasiyle iş dünyasını aynı masada buluşturduğunu söyledi.
Jeopolitik çatışmalar, korumacılık ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların küresel büyümeyi tehdit ettiğini belirten Hisarcıklıoğlu, küresel ekonomik gelişmelere işaret ederek şunları söyledi:
"Enerji, gıda, iklim ve teknolojilerdeki dönüşüm yeni bir düzen kurmaktadır. Böyle bir dönemde iş dünyamızın beklentisi açıktır, barış, istikrar ve öngörülebilirlik isteriz. Duvarlara değil köprülere ihtiyacımız var. Türkiye de bu köprülerden biridir. Stratejik konumu, güçlü sanayisi ve girişimci insan kaynağıyla bu rolü Türkiye hak etmektedir.".
Hisarcıklıoğlu, Türk şirketlerinin dünyanın dört bir yanında ticaret ve yatırım yaptığını, müteahhitlerin de büyük projelere imza attıklarını belirtti.
Sanayicilerin özellikle Avrupa'daki değer zincirlerinin güvenilir bir parçası olarak çalıştıklarını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, TOBB'un da farklı coğrafyalardaki iş dünyaları arasında köprüler kurduğunu söyledi.
Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin bu yıl ev sahipliği yapacağı COP31'in özel sektör temsilciliği görevini üstlendiklerini dile getirerek, iş dünyasını bu sürecin aktif parçası haline getirmeyi hedeflediklerini vurguladı.
Bu noktada büyükelçilerin desteğini önemsediklerini ifade eden Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:
"Ülkeleri, iş dünyası kuruluşlarını ve şirketlerini, COP31 çalışmalarına davet ediyoruz. Karşılıklı ticaret ve yatırımı artırmanın en somut yolu bu ortak çalışmadır. Devletler, diplomasi ve iş dünyasıyla da birlikte çalışmalı. Türk iş dünyası olarak üretmeye ve yatırım yapmaya devam edeceğiz."
"DİPLOMATİK VE EKONOMİK AKTÖRLERİN İŞ BİRLİĞİ ÖNEM TAŞIYOR"
Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel de Türkiye'deki yabancı büyükelçileri Ankara'nın iş dünyasıyla bir araya getiren bu buluşmaya katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, ASO'ya bu etkinliği düzenlemesi dolayısıyla teşekkürlerini sundu.
Özel, Türkiye'nin sahip olduğu güçlü üretim kapasitesini, girişimcilik ruhunu ve geniş coğrafyalara uzanan ekonomik bağlarını daha ileriye taşımada diplomatik ve ekonomik aktörlerin iş birliğinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Bu etkinlik, diplomasinin yalnızca devletler arasındaki ilişkilerden ibaret olmadığını, ekonomik ilişkilerimizin, ticaretimizin, yatırımlarımızın ve girişimcilerimizin de dış politikamızın önemli birer unsuru olduğunu bir kez daha gösterdi" ifadesini kullandı.
Büyükelçilerin, ülkelerin ekonomik ve ticari potansiyelinin dünyaya tanıtılmasında önemli birer aktör olduklarına dikkati çeken Özel, "Dışişleri Bakanlığı olarak biz de iş dünyamızın önünü açan, ticaret ve yatırım ilişkilerimizi güçlendiren ve Türk girişimcilerimizin yurt dışındaki faaliyetlerine katkı sağlayan bir diplomasi anlayışını kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi.